Search

Köprünün Altından Çok Sular Akmamış Olabilir

Aslında başlık şu da olabilirdi: Enerji Psikolojisi ve Bilinçaltı Teknikleri Neden Gerekli? Ama o zaman makale tadında bir yazı okuyacağınız izlenimi uyandırabilirdi. Hem böyle daha afilli durdu, hem de evet aslında birçok makalenin konusu olabilecek bir gerçekliği, işin derinliği sizi korkutmadan, yani çaktırmadan tatlı tatlı anlatma derdindeyim.


Diyelim ki elinizde kocaman bir büyüteç var, aynı zamanda bir zaman makinesi. Bu büyüteç sizi eski anılarınıza götürüyor. Çoğunluğu 0-6 yaş arası anılar diyelim, kimi çok mutlu, kimi travmatik. Bugünün yaşanmışlıklarıyla geriye dönüp baktığınızda “ eh işte çocuktuk, çok eğlendiğimiz de çok ağladığımız da oldu” diyebilirsiniz. Kimileri irili ufaklı travmalarla geçirmiştir çocukluğunu, mesela beklemediği anda ya da şiddetini önceden tahmin edemediği sağlam bir dayak, ya da “ne biçim çocuksun, senden adam olmaz” tarzında iz bırakmış sözel aşağılamalar, liste uzar gider… Kimileri içinse daha keskin ve acı vericidir çocukluk anılarının bir kısmı, hele ki anne baba kaybı ya da istismar gibi bir trajedi yaşadıysa. Hatta o kişilerin büyük bir kısmı biraz daha farkındadır o zamanların acısını bugün hala taşıdığının, ama bugün ne şekillerde tezahür edebileceğini netleştiremeyebilir kendince. Bazen seneler o netliği o kadar azaltır ki “zor zamanlardı ama artık çok düşünmüyorum, köprünün altından çok sular aktı” dersiniz, amma velakin o köprünün altından çok sular akmamış olabilir.





Sadece çocuklukla da sınırlamayalım. 0-6 yaş dönemi hayatla tanıştığınız yıllar olduğu için, hayata dair düşüncelerinizi, hissiyatınızı büyük oranda bu dönemde oluşturdunuz. Ama tabi ki hayat boyu hatırladığınız hatırlamadığınız bir çok olay, travma, tutum, şahitlik, yaşanmışlıklar sizi bugünkü siz yaptı, burada sanırım hemfikiriz. Enteresan olan, bugün karşımıza çıkan ve çoğu zaman dış dünyayı suçladığımız çoğu şablonun (pattern: karşımıza sık sık çıkan benzer sorunlar, sık maruz kaldığımız döngüler; örneğin “ne kadar başarılı olsam da şirket değiştirmeme rağmen hak ettiğim parayı kazanamıyorum” , “karşıma hep haksızlık yapan insanlar çıkıyor” “ne kadar çalışırsam çalışayım başarılı olamıyorum” … gibi), olumsuz ezici hislerin, çaresizliklerin, korkuların, fobilerin, hatta psikosomatik birçok hastalığın (bence kanser dahil) bizim inanç kalıplarımızla, günün birinde yaşadığımız bir olay ve bu olaya atfettiklerimiz yüzünden, kendimizle ya da diğer insanlarla ya da dünya ile ilgili verdiğimiz kararlarla şekillendiği.


Örnek verelim, hem de bu örnek tahmin ettiğiniz gibi çok trajik de olmasın. Diyelim ki 4 yaşındasınız, mutfakta saklı çikolataların yerini keşfetmişsiniz, hem de ulaşabileceğiniz bir yerde! İçinizdeki sevinç çığlıklarının yüzünüze verdiği tatlı gülümseme ile çaktırmadan mutfağa gidip gelip birer ikişer çikolataları götürüyorsunuz. Kutuyu yarıya indirmişsiniz ama yine kendinizi durduramayıp “bu son” diye gidip çekmeceyi açıp çikolatayı ağzınıza atar atmaz ensenizdeki nefesi hissediyorsunuz. Annenizin yüzündeki kutuyu yarıya indirdiğinize inanamayan şaşkınlık, o ana kadar fark edememiş olmasının onda yarattığı suçluluk ile burun deliklerinden ateş püskürtecek kızgınlık birleşiyor vee, hayır sizi dövmüyor. Ama kollarınızdan tutup var gücüyle bağırıyor “sana inanamıyorum, nasıl izinsiz alıp hem de bu kadar yiyebilirsin! Nasıl bir çocuksun sen! Sana 1 ay çikolata yok! Yaramaz! Utanmaz! Doyumsuz!”. Aynı anda kolunuz çıkmış diyelim ve onun yarattığı müthiş acı ile birlikte yüklenmesi olası hisleri aktarıyorum: “şaşkınlık, korku, suçluluk, öfke, çaresizlik…vs”. İşte size ufak bir travma, yani aynı anda bir sürü hisse maruzsunuz ve bir taraftan da size dair söylenen sözler var. Hem de dünya tatlısı, sizin bu hayatta en güvendiğiniz varlık, anneniz tarafından maruz bırakılıyorsunuz bu duruma. O anda verdiğiniz kararlar ya da inanç kalıpları şunlar olabilir : “ne kadar aciz, aptal, yaramaz ve oburum!” “beni mutlu eden bir şey sonra bana zarar verir” “bu hayatta kimseye güven olmaz, annene bile!” “annem için bile değersiz bir varlığım”. Bunların hepsi, daha fazlası, birkaçı geçerli olabilir ya da hiç biri sizin için geçerli olmayabilir. Birebir aynı durumu yaşamış, ama hiç etkilenmemiş de olabilirsiniz. Yani anneler, bırakın o jiletleri, abartmayın o kadar, bu örneği verdiğime pişman etmeyin, ama yine de olabildiğince kendinize de eziyet etmeden hassas davranın çocuklarınıza.


Peki bugününüze nasıl etki etmiş olabilir bu örnek? Belki de yarım yamalak hatırladığınız bu anı , enerji bedeninizde bıraktığı izle, ya da bilinçaltınızda oluşturduğu şablonla, bu yaşınıza kadar aynı his ve inançları tetikleyen durumlarla da (bu durumlara yansıma diyoruz, aynı olayı yaşamasanız bile örneğin size suçlu hissettiren her durumda tam karnınıza yerleşmiş bir his) pekişmiş ve siz bugün kendinizi olması gerekenden (olması gereken, kendine koşulsuz sevgidir, sırf insan olduğunuz için, başarılarınızdan hatalarınızdan bağımsız bir şekilde) daha değersiz, daha işe yaramaz, daha sık suçlu hissediyor olabilir ya da “bu hayatta hiç kimseye güven olmaz, mutluluğun hemen sonrasında hüsran gelir” gibi inanç kalıpları ile yaşıyor olabilirsiniz. Belki de kilo sorunu bile yaşıyor olabilirsiniz, ne de olsa kendinize ne kadar obur olduğunuzu inandırmışsınızdır. Tahmin ettiğinizin aksine, bu inanç kalıpları sizi korumaz, hayatı görüşünüzün berraklığını, hayattan alacağınız tatmin ve mutluluğu azaltır, ve yaşadığınız gerçek haksızlıklarda da sağduyulu doğru tepkileri vermenizi engeller. Kim bilir, belki o yüzden iş yerinde ya da günlük hayatınızda aşırı tepkiler veriyor ya da hiç tepki veremiyor ve hak ettiğiniz terfiyi, saygıyı , vs alamıyorsunuz. Yaaaa minicik bir çikolata nelere kadir, benim de bu çikolata mevzusu ile alıp veremediğim neyse artık 😊


Böyle gelmiş böyle gitmesin derseniz, çözüm işte o bilinçaltındaki size hiç hizmet etmeyen inançları, hisleri temizlemekte, ve köprünün altından berrak berrak suların akmasına izin vermekte yatıyor. Şimdi tekrar alın o büyüteci elinize. Bir de yanınızda EFT (Emotional Freedom Technique – Duygusal Özgürleşme/Arınma Tekniği), TAT (Tapas Accupressure Technique) , Theta Healing, Mutluluk Kolay gibi bir bilinçaltı ve enerjisel dönüşüm tekniğini olsun bu defa. Bu teknikler ne yapıyor biliyor musunuz? Öncelikle alıyor o büyüteci bir güzel parlatıyor; o anlara yüklediğiniz acı dolu hisleri sakinletiyor, normalleştiriyor, özetle ajitasyonu silip atıyor büyütecin camından. O yüzden anıyı daha net, olduğu gibi hatırlamaya, ve bilinçaltınızdaki gereksiz yükleri hafifletmeye başlıyor. Artık o anı sizin için şuna dönüyor: “ 4 yaşındayım, mutfakta bulmuşum zulayı, sonra annem görünce tabi çok şaşırıp kızıyor, muhtemelen kendine de fark edemediğinden çok kızdığı için, kendini kontrol edemeyip bağırıyor, tabi ki o da inanmıyor saydırdığı kötü sözlerin benim mutlak gerçeğim olduğuna. O sırada da kolumu tuttuğunda kolum çıkıyor, zaten hastaneye gittiğimizde de doktor bazı çocukların çok esnek olduğunu hafif bir çekmede bile 6 yaşına kadar sık çıkabileceğini söylüyor. Annem çok üzüldü tabi, normalde zaten dünyanın en tatlı annesidir.”


Bu arada şunu da eklemekte fayda var. Tek bir travmamı çalıştım ve birçok sorunumu çözdüm de diyebilirsiniz, ama bugününüze katkı sağlayan birçok şey yaşadınız, zaten yaşamadıysanız da gerçekten yaşamamışsınızdır, hatta insan değilsiniz. Şaka😊 Özetle, bugün karşılaştığınız sıkıntılarınızın kaynağı geçmişteki bir ya da birkaç anı olabilir. Ne kendinize, ne de bu tekniklere haksızlık edip, denedim olmadı demeyin. Bazen de gerçekten o kadar çekirdek bir anı hatırlanır ve onun yansıması olan birçok vaka da çözüm bulur ki, hayatınızdaki hızlı dönüşüme inanamazsınız. Fobilerde örneğin çok hızlı dönüşüm yaşayabilirsiniz. Açıkçası ben çok dirençli bir insandım, hala zaman zaman öyleyim ve ilk EFT seansımın etkilerini birkaç ay sonra yaşamaya başlayıp, hala etkisinin yayılarak hayatıma denge kattığını görebiliyorum. Yani, bu tekniklerde uzman birinden destek alın ve kontrolü bırakın .Mucizenin 15 dk ya da 6 ay sonra mı geleceğini, bir gün mü bir ömür mü süreceğini bilemezsiniz. Yeter ki bırakın aksın enerji, dereler çağlar olsun… Şaka yaptım o da iyi değil, sakin sakin, tatlı tatlı aksın. Bu da yoganın konusu bu arada, bir ara da onu yazarım…


Anneler, bakın görüyorum hala indirmediniz elinizden o jiletleri, hem çocuğunuz, hem de kendiniz için her fırsat yarattığınızda faydalanabilirsiniz bu tekniklerden. Çocuğunuz büyümeden annesi babası farkında olursa hem daha hassas büyütürsünüz zaten, hem de elinizde onarabilecek araçlarınız olur. Muhtemelen kontrolsüz davrandığınız çoğu durumda da sizin çocukluğunuz yatıyor. Ne kendinize, ne sizi büyütenlere haksızlık etmeden işe kabulle , özşefkatle kendinizi onarmakla başlayın. Ne de olsa hepimiz insanız, mükemmel olma derdini bırakın (okumadıysanız bu arada "Mükemmeliyetçilik Aşkı Öldürür!" başlıklı yazıyı da okuyun) ve ne mutlu ki onarmak için kullanacağımız araçlarla tanışma şansı verdi bize bu hayat!

97 views0 comments

Recent Posts

See All